Yükleniyor

Yükleniyor

TROYA KÜLTÜR ROTASI / 20-21 Nisan 2019

Troya Kültür Rotası; doğu-batı hattında Ege ile Marmara denizlerini, kuzey-güney hattında ise Avrupa ve Asya kıtalarını birbirine bağlayan Çanakkale’de (Troas Bölgesi) yer alıyor. Arkeolojik kazılar, bölgenin M.Ö. 7000’li yıllardan itibaren, Anadolu halklarının Avrupa’ya yönelen göçleri sırasında kullandıkları rotalardan birisi olduğunu gösteriyor. Troas, tarih boyunca önemini hiçbir zaman yitirmemiş; Troya Savaşları, Helen, Lidya, Pers, Büyük İskender, Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğu’nun izlerini taşıyor. Birinci Dünya Savaşı’nın ve dünya tarihinin akışını değiştiren Çanakkale Savaşları da bölgenin tarih boyunca ne kadar kilit bir öneme sahip olduğunun göstergesi. Gelecek Turizmde Programı kapsamında desteklenen Troya Kültür Rotası, Homeros’un İlyada destanıyla ölümsüzleşen, Paris’in Helen’i kaçırdığı, Troya Savaşlarının yaşandığı, Schliemann’ın inanışıyla Priam’ın paha biçilemez hazinelerine sahip, günümüzde UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesinde bulunan Troya’dan başlıyor. Yürüyüşe başlamadan önce, antik kenti ve müzeyi gezmek sizi tarihin derinliklerine götürecek, Homeros’un İlyada destanını hatırlatacak, Troya filmini gözlerimizin önüne getirecek ve gezinizi daha da anlamlı hale getirecek. Rotanın toplam uzunluğu yaklaşık 120 kilometre. Troya Antik Kenti’nden başlayıp Assos antik limanı’nda son buluyor. Rotanın tamamını kat etmek, yürüyüş ya da bisiklet hızınıza, rota üzerindeki köylerde, plajlarda ve tarihi alanlarda harcayacağınız zamana bağlı olarak 5 ila 7 gün sürecektir. Rota etaplar halinde oluşturulduğundan daha kısa ya da tematik turlar yapmak da mümkündür.

1.Gün: CEZAYİRLİ HASANPAŞA KÖŞKÜ – GEYIKLI ETABI & TROYA MÜZESİ – TROYA ANTİK KENTİ 16 Km Toplam yürüyüşümüz
Troya müzesi gezimiz sonrasında hep birlikte rotamızın başlangıç noktası müze ile Çıplak köyü arasında kısa mesafe yürüyüşümüzü gerçekleştireceğiz. Yaklaşık 600 Mt. Civarı sürecek yürüyüşümüz sonrası köy kahvesinde çaylarımızı yudumlarken kumanyalarımızı atıştıracağız. Yemek molası sonrası aracımızla önce Tevfikiye köyü içerisinde yapılan müzeköy projesini araçla panoramik olarak göreceğiz, hediyelik malzemelerin üretildiği atölyeleri ziyaret edeceğiz sonrasında aracımızla, Cezayirli Hasan Paşa Köşküne gidiyoruz.
Bügün yürüyüşümüz Cezayirli Hasan Pasa Köşkü’nün yanından Üvecik köyü’ne devam ediyor. Yer yer makilik ve çoğunlukla domates ekimi yapılan tarlaların ve zeytinliklerin arasından geçerek Üvecik’e ulaşıyor. Üvecik yürüyüşümüzün en önemli özelliği yel değirmenleri arasında yürümek.
Üvecik’ten Bozköy ve Geyikli’ ye bağlanan rotanın bu etabını Zeytin Rotası olarak adlandırmak çokda yanlış olmaz. Zeytin bahçelerinin arasından devam eden güzergâh üzerinde arkeoloji meraklılarının ilgisini çekecek Hanaytepe Höyüğü de yer alıyor. Bu etabın tamamen düz ve dolasıyla herkes kolaylıkla yürüyebileceği düzeydedir. Yürüyüşümüz Geyikli de bittikten sonra istersek deniz keyfi yapabiliriz. Sonrasında aracımızla kalacak olduğumuz tesise geçiyoruz.

TROYA ANTİK KENTİ
Çanakkale’nin 25 km güneybatısında Tevfikiye Köyü’nün bitişiğinde yer almaktadır. Arkeolojik
veriler, burada ilk yerleşimin MÖ 3000 civarında başladığını göstermektedir. MÖ 350-400 yıllarına kadar yerleşimin devam ettiği Troya, günümüzde üst üste on ayrı yerleşim katının oluşturduğu bir höyük görünümündedir. Stratejik konumu nedeniyle binlerce yıl yerleşim görmüş, deniz ticaretinde oynadığı rolle gelişmiş, zenginleşmiş, pek çok yıkım ve savaşa tanıklık etmiş olan Troya, önemini yakın dönemlere kadar korumuştur. Troya, tarihsel gerçekliğinin yanında Homeros’un ‘İlyada’ destanıyla ünlenmiş ve bütünleşmiştir.

TROYA MÜZESİ
Troya Antik Kenti girişinde yer alan müze, 3.000 m2 sergi salonu, 11.200 m2 kapalı inşaat
alanına sahiptir. Müze ziyareti rampadan inerek başlamaktadır. Rampanın duvarlarında bulunan nişlerde Troia’nın farklı katmanları mezar taşları, büyük boy heykeller, sahne canlandırmaları ve büyük boy fotoğraflarla anlatılmaktadır. Müzede Troas bölgesinde yürütülen kazılarda elde edilen buluntular, Troya kent katmanları ve Troya kazı tarihçesi interaktif öğelerle de beslenerek sunulmaktadır. Troya altınları seksiyonu, Roma dönemi heykelleri ve Poliksena Lahdi müzede öne çıkan eserlerdendir. Troya Müzesi’nin en üstünde
yer alan açık teras Çanakkale Boğazı ile Homeros coğrafyasını gözler önüne sermektedir. Buradan Troya Milli Parkı’nın ve Kültür Rotası’nın büyüleyici panoramasını da görmeniz mümkündür.

ÇIPLAK KÖYÜ
Troya Müzesi’nin yaklaşık 300 m doğusunda yer alan Çıplak bölgenin en eski köylerindendir. Köyün
içinde yer alan Çıplak Dede mezarının köye ismini veren kişiye ait olduğu söylenmektedir. Birçok
köylere ismini veren, elinin emeği ve alnının teriyle dağ başlarında yer açıp yerleşen, bağ ve bahçe yetiştiren ve batıya doğru Türk akınlarının temelini atan dervişler gibi Çıplak Dede’nin de Kolonizatör Türk Dervişlerinden biri olduğu düşünülmektedir. 1530 Biga Livası Haritası’nda yer almayan Çıplak Köyü’nün ilk kaydına, 1791 tarihli Lechevalier’in haritasında rastlanmaktadır. Bu iki tarih arasında kurulduğu düşünülen Çıplak Köyü birçok gezginin metinlerinde de yer almıştır.
Ayrıca Troya’yı kazan Schliemann uzun süre burada kalmıştır.

CEZAYIRLI HASAN PAŞA KÖŞKÜ
18. yüzyılın ikinci yarısında kaptan-ı deryalık ve sadrazamlık görevlerinde bulunan Cezayirli Hasan
Paşa, Osmanlı’nın ünlü devlet adamlarından biriydi. 1770 yılından sonra köşkünü inşa ettiren
Hasan Paşa, burayı hem bir dinlenme yeri hem de bölge ile ilgili çalışmalarını yaptığı bir merkez
olarak kullanmıştır. Köşk, bölgede kurulan ilk Türk köylerinden biri olan Yerkesiği Köyü’nün
hemen yanı başında inşa edilmiştir. Köşk, 18–19. yüzyıllarının Osmanlı ayanları ve eşrafının çiftlik ya da kır evlerinin tipik özelliklerini yansıtır. Cezayirli Hasan Paşa’nın uygun güney rüzgârlarını beklemek için donanmayı Beşike Koyu’na demirlediğinde bu köşkte kaldığı bilinmektedir. Günümüzde köşkten geriye sadece gözetleme kulesi olarak kullanılan bir kule ayakta kalmıştır.

ÜVECiK
Çanakkale – Geyikli yolu üzerinde bulunan köy Ezine ilçesine bağlıdır. Yaklaşık 550 kişinin yaşadığı köyün kuzeyinde Cezayirli Hasan Paşa Köşkü, batısında ise rüzgar gülleri görülebilir. İhtiyaç gidermek için kahvehane ve marketler mevcuttur.

BOZKÖY-HANAYTEPE
Kemerdere Vadisi’nin Menderes Ovası’na açıldığı noktadaki bir sırtın ucundadır. Antik Thymbra kenti
olduğu sanılan yerleşmenin güney yamacında tarih öncesi buluntulara ulaşılmıştır. Güneygüneybatısından Kemer Deresi akmaktadır. Höyükte yüzey araştırmaları gerçekleştiren Prof.
Dr. Rüstem Aslan, çıkan buluntulara göre Tunç Çağı ve öncesindeki en önemli yerleşimlerden
birinin Bozköy Hanaytepe olduğunu, Troya’dan sonraki en büyük höyük olduğunu, çok kaliteli ve
farklı taşlardan yapılmış 5 bin yıl öncesine ait taş el baltaları bulduklarını belirtmektedir.

BOZKÖY
Bozköy, 1530 tarihli Biga Livası haritasında yer almaktadır. Bu da köyün bölgede kurulan ilk Türk
köylerinden biri olduğunu göstermektedir. Çevrede yapılan araştırmalar köyün yakın mesafelerde
birkaç sefer yer değiştirdiğini göstermektedir. Köyde yaşayanlar kendilerini “manav” olarak tanımlamaktadır. Türkologlara göre Manavlık, Anadolu’da ilk yerleşik hayata geçen Türkleri tanımlamada kullanılan bir sıfattır. 1930’larda bölgeye gelen muhacirler de köye yerleşmişlerdir.

GEYIKLI
Ezine ilçesine bağlı Geyikli, Güney Marmara’nın Kuzey Ege ile buluştuğu coğrafyanın batısında, yeşille mavinin kucaklaştığı eşsiz doğal güzelliğe sahip bir tatil beldesidir. Bursa’nın fethinde geyik üzerinde süvari olarak savaşa katılan, sonrasında keşişliği tercih edip İnegöl’e göç eden Geyikli Baba’nın yetiştirdiği öğrencilerinin biri tarafından 12. yüzyılda kurulduğu rivayet edilmektedir. Geyikli Baba’nın mezarı Kemallı Köyü yolu üzerinde yer almaktadır. Zeytin cenneti Geyikli, aynı zamanda Bozcaada feribot seferlerinin yapıldığı Yükyeri İskelesi’yle bölgenin önemli bir turizm ve ulaşım merkezidir. Özellikle yaz aylarında oldukça hareketli olan Geyikli’de yeterli sayıda konaklama tesisi ile yeme-içme işletmesi bulunmaktadır.

Gün: GEYİKLİ–AKÇAKEÇİLİ Toplam –
Geyikli – Dalyan 11 km, Dalyan – Kahvaltımızı yaptıktan sonra, Aracımızla kısa araç transferi ile Geyikli’ de bulunan yürüyüş başlangıç noktamıza hareket ediyoruz.
Bu etapta Alexandria Troas’a yaklaşırken antik dönemde bu şehre su taşıyan kemerlerin izleri bizlere eşlik ediyor ve Roma Dönemi’nde yapılan Attikus Hamamı’ndan geçiyor. Aleksandria Troas kazı alanının batı tarafından güneye doğru zeytin ağaçlarının arasından ilerleyerek Ilıca Dere’nin denize kavuştuğu yere kadar devam eden rota üzerinde Kolonai Antik Kenti Tümülüsü’nü de uzaktan görmek mümkün. Devamında Ezine – Gülpınar karayolundan geçerek, doğu istikametinde Akçakeçili köy yoluna giriyoruz ve ağaçların arasından köy yolunun sağ tarafındaki patikadan devam ederek, vadi ve sırtlardan geçerek Akçakeçili Köyü’ne varıyoruz. Aracımızla buluştuktan sonra kalacak olduğumuz tesise kısa bir transfer yapıyoruz.
DALYAN KÖYÜ
Eskiden Dalyan ufak bir balıkçı köyüymüş. Günümüzde yazlık evleri ve siteleriyle gittikçe büyüyor. Balıkçı tekneleri için korunaklı bir limanı bulunuyor. Günbatımlarını köyden seyretmek civarda bir gelenek. Karşınıza Bozcaada’yı alarak; mendirekten, balıkçı restoranlarından, köyün kahvesinden veya sahilden denizin esintisi eşliğinde, içeceğinizi yudumlarken muhteşem manzarayı seyre dalabiliriz.
DALYAN ANTIK LIMAN
Dalyan’ın en ilgi çekici yerlerinden birisi kırmızı rengi ve köpürtülmüş gibi görünen kıyılarıyla kırmızı renkli gölüdür. Gölün yoğun tuz oranından dolayı oluşan Dunaliella salina yosunun ürettiği kırmızı pigmentlerden dolayı böyle bir rengi vardır. Köyün meydanından, balıkçı limanının güneyine doğru küçük bir tepeyi aşınca karşınıza çıkıyor. Burası aslında, Aleksandria Troas antik kentinin limanıdır. Günümüzde denizin dolmasıyla küçük bir göl haline gelmiştir. Denizin içerisinde ve gölün etrafında bazı granit sütunları halen görebilirsiniz. Antik Neandria kentinin yakınlarındaki taş ocaklarından çıkarılarak üretilen devasa granit sütunlar, tomruklar üzerinde kaydırılarak bu limana taşınır, buradan gemilerle Suriye’deki Palmira antik kenti, Roma, Vatikan gibi dünyanın önemli birçok kentine buradan gönderilirmiş. Granit sütunlar abide, tapınak ve mezar yapımında sütun ve basamak taşı olarak kullanılırmış. Günümüzden iki bin yıl kadar önce, nasıl üretildikleri ve taşındıkları bizi bugün bile hayrete düşüren bu sütunların bazılarını Yahya Çavuş Köyü yakınındaki antik taş ocağında, antik limanın etrafında ve denizin içerisinde görebiliriz. Hristiyan dünyasının en önemli şahsiyetlerinden Aziz Paul (Paulus), ikinci misyonerlik yolculuğu sırasında, Avrupa topraklarına ilk kez gemi ile bu limandan gitmiş, üçüncü yolculuğunda bu limana gelerek Aleksandria Troas’ta bir hafta konaklamıştır.

ALEKSANDRIA TROAS
Sezar ve Konstantinus dönemlerinde Roma İmparatorluğu’nun başkenti olması düşünülen Aleksandria Troas, bu onuru İstanbul’a kaptırmış. Bu nedenle “Eski İstanbul” olarak da anılmaktadır.
Büyük İskender’in komutanlarından Antigonos tarafından, MÖ 310 yılında kurulan kent, antik limanının 1,5 km kadar güney doğusunda bulunmaktadır. İlk zamanlar, çevredeki Gargara, Hamaxitos, Kebren, Kolonai, Larisa, Neandria ve Skepsis kentleri Aleksandria Troas’a hizmet etmeye başlamıştır. Ancak zaman içinde, küçük ve zayıf kentlerin birleşerek güçlenmesini sağlamak amacıyla bu kentler boşaltılarak, halkı Aleksandria Troas’a göç ettirilmiştir. Kentin nüfusunun böylece 100 bine kadar ulaştığı tahmin edilmektedir.
ATTIKUS HAMAMI
Kent en önemli gelişmeyi, kente devasa yapılar yaptıran İmparator Hadrianus (117-128) zamanında yaşamıştır. Atinalı zengin Herodes Atticus’un katkılarıyla Kaz Dağları’ndan kente su getirilmesi için yaptırdığı su kemerleri ve termal suların kullanıldığı hamam, Aleksandria Troas’ta görebileceğiniz ilginç su mimarisi örneklerindendir. 135 yılında inşa edilen, 84 metreye 123 metre büyüklüğündeki bu hamam, döneminin en büyüklerinden birisi olarak Roma İmparatorluğu dönemi “en”leri listesindeki yer almaktadır. Aleksandria Troas kazıları günümüzde Doç. Dr. Erhan Öztepe başkanlığında sürdürülmektedir.